Edebiyatın üzerimizdeki etkisi salt duygusal mıdır

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Edebiyatın üzerimizdeki etkisi salt duygusal mıdır ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Edebiyatın üzerimizdeki etkisi salt duygusal mıdır





  2. 2
    Galus
    Özel Üye





    Cevap: EDEBİYATIN KONUSU VE İŞLEVİ

    İnsanı insana tanıtma; insanı iyiye, güzele, doğruya yöneltme, edebiyatın üstlendiği görevlerden olmuştur her zaman. Bu görevi edebiyata özgü yasalar içinde gerçekleştirmeye çalışır. Bu yasaların başında da doğrudanlıktan ve yüzeysellikten kaçınma gelir. Başka bir deyişle edebiyatın insan üzerindeki etkisi derinliğine olur, dolaylı bir nitelik taşır. Şöyle ki okuduğumuz ve yüreğimizde bir titreşim yaratmış yapıtları, yazarları yıllarca sonra anımsayabiliriz. Çocukluğumuzda dinlediğimiz, okuduğumuz bir masalı, öykü ya da romanı kolay kolay unutamayız. Söz gelimi, çoğumuz daha ilkokul sıralarında Ömer Seyfettin’in “Diyet”ini okumuşuzdur. Koca Ali’nin eğilmez kişiliği, yüce onuru içimizi ürpetmiştir. Öte yandan Hacı Kasap’ın acımasızlığı, insanı ezen yanı karşısında da tiksinti duymuşuzdur. İçimizi dolduran bu duygular bugün de tazeliğini korumaktadır. (…)

    Edebiyat ürünlerinin etkisi, derinliğine bir nitelik taşıdığı gibi aynı zamanda dolaylı bir nitelik de taşır. Biz okuduğumuz romanlardan, öykülerden, şiirlerden ve oyunlardan ayrımına varmadan bir şeyler öğreniriz. Salt bilgisel değildir bu öğrendiklerimiz. Duyarlığımızı da kuşatır. Bizde birtakım özlemler, düşler, tutkular uyandırır. Bilincimizi biler, keskinleştirir. Diyelim ki okuduğumuz bir romanda ya da izlediğimiz bir oyunda kahramanın eylemleri, düşünceleri büyülüyor bizi, bir saygı uyandırıyor. Bunun etkisiyle özdeşleştirmek yönsemesini duyuyoruz kahramanla kendimizi. Daha doğrusu onun duyarlığının, kişiliğinin etkisi altına giriyoruz. Romanlarda, öykülerde, oyunlarda böyle olduğu gibi şiirlerde de böyledir.

    Burada bir başka soruyla karşılaşıyoruz: Edebiyatın üzerimizdeki etkisi salt duygusal mıdır? Bilgisel bir yönü yok mudur edebiyat ürünlerinin? Çok tartışılmış sorulardan biridir bu. Daha da tartışılacaktır. Ancak yukarıda edebiyat olanla edebiyat olmayanı birbirinden ayırmak için yaptığımız sınırlı karşılaştırmada kısaca değinmiştik buna. Yaşlılığı işleyen bir bilimsel yazıyla bir öykü arasındaki en büyük ayrımın dilde ortaya çıktığını söylemiştik. Bilgi-sellik açısından da aynı gerçeği vurgulayalım yine. Türü ne olursa olsun, ister roman, ister öykü, ister oyun, ister deneme, ister şiir olsun, edebiyatta kullanılan dil duygusal boyutludur. Öznel ve kişisel bir nitelik taşır. Oysa bilgilendirme ereğiyle yazılarda dil alabildiğine nesneldir; değişik algılamalara, değişik yorumlara yol açmaz. Öte yandan edebiyat ürünlerinde sunulan bilgileri deneylerle kanıtlama, tanıtlama olanaksızdır. Bilimsel yapıtlar için aynı şeyi söyleyemeyiz. Öne sürülen savlar, görüşler ya da düşünceler değerlendirilebilir deneylerle. Yanlışlıkları ya da doğrulukları gösterilebilir. Bir küçük örnekle somutlandıralım bunu. Genel bilgiler veren bir ansiklopediden “bulut” maddesini aktaralım buraya:

    “Bulut, havanın yüksekçe tabakalarında çeşitli yığınlar hâlinde toplanmış su damlacıklarıdır. Bunlar, güneşin sıcaklığıyla buharlaşarak havada yükselmeye başlarlar. Yükseldikçe daha soğuk hava tabakalarına rastlarlar. Böylece su buharı, küçük su damlacıkları hâline gelir. Bulutların havada durmalarını, düşme hızlarının az olması sağlar. Ağırlaşınca düşenler, sıcak havayla karşılaşınca yeniden buharlaşıp yükselirler. Soğuk hava tabakalarına gelince de yeniden yoğunlaşarak bulutları meydana getirirler. Bulutlar bazı hava şartları altında yağmur hâline gelirler.” (Hayat Küçük Ansiklopedi, s. 214).







+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi