Dil ile ilgili özdeyişler - Dil ile ilgili deyimler

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Dil ile ilgili özdeyişler - Dil ile ilgili deyimler ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    ENGİN
    Özel Üye





    Cevap: Atatürk'ün Türk Dili İle İlgili Özdeyişleri, "Türk demek Türkçe demektir ne mutlu Türküm diyene!

    “En iyi savunma yöntemi saldırıdır Bu durumda dil alanında türemiş yabancılıklara saldıralım ağacı bir kez silkeleyelim : Görelim hangi çürükler düşecek kalan sağlamlar bakalım ne kadardır? Dökülmeyenler özleri ve arınmışları bulununcaya dek biraz daha işe yarayabilir geçici olarak!”

    “Türk Dilinin özleştirilmesi varsıllaştırılıp kamuoyuna bunların benimsetilmesi için bütün yayın araçlarından yararlanmalıyız Her aydın hangi konuda olursa olsun yazarken buna özen gösterebilmeli konuşma dilimiziyse uyumlu güzel bir duruma getirmeliyiz”

    “Başka dillerdeki her bir sözcüğe karşılık olarak dilimizde en az bir sözcük bulmak ya da türetmek gerekir Bu sözcükler kamuoyuna sunulmalı böylece yaygınlaşıp yerleşmesi sağlanmalıdır”

    “Batı dillerinin hiçbirinden aşağı olmamak üzere onlardaki kavramları anlatacak keskinliği açıklığı taşıyan Türk bilim dili terimleri türetilecektir”

    “Öyle istiyorum ki Türk Dili bilimsel yöntemlerle kurallarını ortaya koysun Bütün dallarda yazı yazanlar bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel uyumlu dilimizi kullansınlar”

    “Dil devriminin amacı Türk Dili’nin kısırlaştırılması değil genişletilmesidir Amacımız Türk Dilinin öz varsıllığını ortaya çıkarmak onu dünya dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmektir”

    “En güzel ve ileri bir iş olarak türlü bilimlere ilişkin Türkçe terimler türetilmiş ve bu yolla dilimiz yabancı dillerin etkisinden kurtulma yolunda esaslı adımını atmıştır Okullarımızda eğitimin Türkçe terimlerle basılmış betiklerle başlamış olmasını kültür yaşamımız için önemli bir olay olarak belirtmek isterim”

    “Türk Dili’nin kendi benliğine özündeki güzellik ile varsıllığına kavuşması için bütün devlet kurumlarımızın özenli ilgili olması başkoşuldur”

    “Türk Dili varsıl geniş bir dildir Bütün kavramları anlatma yetisi vardır Yalnız onun bütün varlıklarını aramak bulmak toplamak onlar üzerinde işlemek gereklidir”

    “Yeni Türkçe sözcükler önerebiliriz Bu yönde ısrarla çalışmalıyız Ancak bunları Türk Dili’nin olgunlaşma akışı içinde yapmalıyız”

    “Türk ulusu ile Türk Dilini uygarlık tarihinin ve kültür dillerinin dışında görmenin ne yaman bir yanlış olduğunu bütün dünyaya göstereceğiz”

    “Çocukluğumda elime geçen iki kuruştan birini betiklere kitaplara vermeseydim şu anda yaptığım işlerden hiçbirini yapamazdım Daha çocukken dersler betikler arasında yuvarlanırken sezerdim ki bu dilin bir gereksinimi var O gereksinimin ne olduğunu nasıl elde edileceğini bilmezdim Ancak kesinlikle bir şeyler yapmak gerektiğini sezerdim”

    “Ulusal bilincin ayakta kalabilmesi uyanık bulunması için dil ile tarih uğrunda çalışmak zorundayız”

    “Yaşamak isteyen uluslar tarihleri ile tarihlerini her alanda yaşatan dillerine sağlam sarılırlar Dilbilim tarihin en uzak en karanlık köşelerini aydınlatır Türk tarihi Türk ırkını ancak deneysel bilim belgeleriyle bulur Türk Dili bunlardan en önemlisidir Türk’ün tarihsel varlığı ile bu varlığın yeryüzündeki yaygınlığını özelikle Türk Dili’nin özgünlüğü çok açık bir kesinlikle göstermektedir”

    “Kültür işlerimiz üzerine ulusça gönüllerimizin titrediğini bilirsiniz Bu işlerin başında da Türk tarihini doğru temelleri üzerine kurmak öz Türk Dili’ne değeri olan genişliği vermek için yürekten çalışılmaktayız”

    “Bizim ulusalcılığımızın esası dil birliğimizin korunmasıyla olanaklı olacaktır Türkçe bütün Türkiye’ye egemen olmalıdır”

    “Sonsal nihai hedefimiz yalnız Anadolu Türklerinin değil bütün Türklerin ortak Türkçesini yaratmaktır Türkçe bütün Türkiye’ye ve Türk dünyasına egemen kılınacaktır”

    “Ulusal duygu ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür Dilin ulusal ve varsıl olması ulusal duygunun gelişmesinde başlıca etkendir Türk Dili dillerin en varsıllarındandır yeter ki bu dil bilinçle işlensin”

    “Ülkesi ile yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır”

    “İnanıyorum ki Türk ulusu Kuran’ı kendi anadilinde okursa asıl benimsediği dinin özünü daha bir derinden ve daha bir bilinçle kavramış olacaktır”

    “Türk ulusunun dili Türkçedir Türk Dili dünyada en güzel en varsıl zengin ve kolay olabilecek bir dildir Onun için her Türk dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır Bir de Türk Dili Türk ulusu için kutsal bir hazinedir Çünkü Türk ulusu geçirdiği sonsuz yıkımlar içinde ahlakını göreneklerini anılarını çıkarlarını kısacası bugün kendini ulus yapan her niteliğinin dili sayesinde korunduğunu görüyor Türk Dili Türk ulusunun yüreğidir beynidir”

    “Kesinkes bilinmelidir ki Türk ulusunun ulusal dili ile ulusal benliği bütün yaşamında egemen ve temel olacaktır”

    “Türk demek dil demektir Ulus olmanın en belirgin niteliklerinden biri dildir Türk ulusundanım diyen kişi her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşmalıdır Türkçe konuşmayan bir kişi Türk kültürüne ve ulusuna bağlılığını öne sürerse buna inanmak doğru olmaz”

    “Türk demek Türkçe demektir ne mutlu Türküm diyene !”

    Ölüm döşeğindeyken:

    "Bakınız arkadaşlar ben belki çok yaşamam Ancak siz ölene değin Türk gençliğini yetiştirecek ve Türkçenin bir kültür dili olarak gelişmeyi sürdürmesi yolunda çalışacaksınız Çünkü Türkiye ile Türklük uygarlığa ancak bu yolla kavuşabilir"







  3. 3
    RüzgarGülü
    Bayan Üye
    Dil ile ilgili vecizeler
    Bilelim ki millî benliğini bilmeyen milletler başka milletlerin avıdır. (K. Atatürk)
    ·· Türk demek dil demektir. (K. Atatürk)
    ·· Bu memleket tarihte Türktü. Bugün de Türktür ve ebediyyet Türk olarak kalacaktır. (K.Atatürk)
    ·· Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. (K.Atatürk)
    ·· Medenî olmayan insanlarmedenî olanların ayakları altında kalmaya mahkumdur. (K. Atatürk)
    ·· Türk çetin işler başarmak için yaratılmıştır. (K. Atatürk)
    ·· Millî varlığımıza düşman olanlarla dost olmayalım. (K. Atatürk)
    ·· Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin o zaferlerin yaşayacak neticeler vermesi ancak irfan ordusuyla kaimdir. (K.Atatürk)
    ·· Hiçbir millet diğer bir milletin yaptığı usulleri telakki ve taklit etmek cihetini iltizam etmemelidir. (K. Atatürk)
    ·· Millete efendilik yoktur. Hadimlik vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur. (K.Atatürk)







  4. 4
    Ensar
    Özel Üye
    Dil İle İlgili Deyimler ve Anlamları

    Ağız dil vermemek
    Konuşmamak, susmak.

    *Ağzı dili (ağzı) kurumak
    1) susuz kalmak; 2) konuşamaz duruma gelmek: “Ağzım dilim kurudu, kız yalvara yalvara” -Halk türküsü.

    *Ağzı dili bağlanmak
    Herhangi bir sebeple konuşamaz olmak.

    *Dilinin ucuyla
    İçten, yürekten olmayarak, laf olsun diye.

    *Dilinin ucuna gelmek
    Söyleyecek duruma gelmek: “İsmi dilimin ucuna gelir gelmez kalbimden hafif bir cereyanın kopup damarlarıma aktığını duyuyorum.” -E. İ. Benice.

    *Dilinin altında bir şey olmak
    Bir kimsenin sözlerinden, açıkça söylemediği bir şeyler anlaşılmak: “Günlerdir doktorun dilinin altında bir şeyler olduğunun farkındaydı.” -Y. Kemal.

    *Dillere destan olmak
    Herkes tarafından konuşulur olmak: “Dillere destan İstanbul nezaketini o evde gördüm, ağzım açık kaldı.” -A. Kutlu.

    *Dili sürçmek
    1) konuşma sırasında kelimeleri yanlış söylemek: “Bir dil sürçmesi sonucu, bu tartışmayı yarım saat kadar yürütmüşüm.” -S. İleri. 2) istenmeyen bir konudan söz etmek.

    *Küçük dilini yutmak
    Şaşırmak, donakalmak: “Kadıncağız beni bu hâlde görünce az kalsın küçük dilini yutacaktı.” -Y. K. Karaosmanoğlu.

    *Dili uzamak
    Haddini bilmeden konuşmak.

    *Dili varmak
    Bir sözü söylemeye gönlü razı olmak: “Süleyman Kâhyaya söylemeye kimsenin dili varmıyor, gücü yetmiyordu.” -Y. Kemal.

    *Dili yanmak
    1) üzüntü ve eziyet çekmek, zarara uğramak: “Otobüs yolculuğundan bir hayli dilim yandı.” -B. R. Eyuboğlu. 2) bıkmak, nefret etmek: “Şair neslinin şarkıdan o kadar dili yandı ki şarkı kelimesini nerede görse silip üstüne türkü diyecek.” -B. R. Eyuboğlu.

    *Dilinde tüy bitmek
    Tekrar tekrar söylemekten usanmak, bıkmak: “Hep de aynı tipler. Laftan da anlamıyorlar. Dilimde tüy bitti.” -E. Şafak.

    *Dilinden anlamak
    1) bir canlının çıkardığı seslerden veya onun davranışlarından ne anlatmak istediğini anlamak; 2) mec. söz konusu olan şeyin özelliğini bilmek: “Bunda yenilmiş, içilmiş bir şey yok ya! Sen onun dilini de anlarsın.” -M. Ş. Esendal.

    *Dilinden kurtulamamak
    Sürekli olarak bir kimsenin sitem, eleştiri ve sataşmalarına uğramak.

    *Diline sağlam olmak
    1) saklanacak konuları açığa vurmamak; 2) kötü söz söylemekten kaçınmak.

    *Diline sağlık
    Ağzına sağlık.

    *Dili açılmak
    Herhangi bir sebeple konuşmayan kimse konuşmaya başlamak.

    *Dili ağırlaşmak
    Hastalık sebebiyle güçlükle söz söyleyebilmek, güçlükle konuşmak: “Hastaya bazı şeyler soruyor. Fakat anlaşılır cevaplar alamıyordu. Birkaç saatin içinde kaynımın dili ağırlaştı.” -H. R. Gürpınar.

    *Ellenmiş dillenmiş
    İffetsizliği yayılmış (kadın).

    *Dili alışmak
    Çok kullandığı bir söze alışmak: “Bizim moruk ertesi güne devrisi der de ondan dilim alışmış.” -S. F. Abasıyanık.

    *Dili (başka bir dile) çalmak
    Bir kimsenin konuşması başka bir dile benzemek.

    *Dili bir karış dışarı çıkmak (sarkmak)
    Koşmaktan, yürümekten ve yorulmaktan çok susamak: “Koştu koştu da dili bir karış sarktı.” -S. F. Abasıyanık.

    *Dili bir karış (olmak)
    Fazla konuşan, her söze karşılık veren.

    *Dili boğazına akmak
    Konuşamaz olmak, sesi soluğu çıkmamak: “Kılıcı görünce dili boğazına aktı hayranlığından.” -Y. Kemal.

    *Dili çözülmek
    Konuşamayan veya susan kişi konuşmaya başlamak: “Aslında ben çok az konuşan biriyim. Dilimin böyle birdenbire çözülmesi çok garip.” -İ. Aral.

    *Sili damağına yapışmak (dili damağı kurumak)
    Susuzluktan ağzı kurumak, çok susamak: “Kupkuru dili damağına yapışıyor, boğazından midesine doğru…” -E. E. Talu.

    *Dili (dilinin) döndüğü kadar
    Söyleyebildiği kadar, anlatma gücünün elverdiği ölçüde: “Mademki çocuk terbiyesi hakkında konuşmak istiyorsunuz, dilimin döndüğü kadar söyleyeyim.” -S. Ayverdi.

    *Dili dolaşmak
    Korku, heyecan, hastalık, utangaçlık, sarhoşluk gibi sebeplerle şaşırarak söyleyeceğini karıştırmak: “Vehbi Dedenin kendini dinlediğinin farkına varır varmaz dili dolaştı.” -H. E. Adıvar.
    Deyim

    *Dili dönmemek
    1) bir sözü doğru, düzgün söylemeyi becerememek: “Üstelik ben dilim dönmezken armağan ettiğim çiçeklerle konuşmuyor muyum?” -R. Mağden. 2) amacını iyi anlatamamak.

    *Dili durmamak
    1) sürekli konuşmak; 2) söylenemeyecek şeyleri de söylemek.

    *Dili ensesinden çekilsin!
    Bıktıracak kadar çok konuşan veya kötü sözler söyleyenler için kullanılan bir ilenme sözü.

    *Dili kılıçtan keskin
    Kırıcı ve ağır konuşan.

    *Dilini tutamamak
    Sonunu düşünmeden gelişigüzel konuşmak.

    *Dili pabuç kadar
    Saygısızca ve gönül kırıcı bir biçimde konuşan.

    *Ağzı dili tutulmak
    1) konuşamamak; 2) beklenmedik bir durum karşısında heyecanlanmak, hayranlık duymak: “Kızları gördün, ağzın dilin tutuldu gayri.” -N. Cumalı.

    *Ağzı var dili yok
    1) “pek sessiz, kendi hâlinde” anlamında kullanılan bir söz: “Benim gibi ağzı var dili yok bir kadınla ne zevkleniyorsunuz?” -B. Felek. 2) “konuşamayan, derdini anlatamayan” anlamında kullanılan bir söz: “Hey zavallı balık, diyor, ağzın var dilin yok.” -S. F. Abasıyanık.

    *(birinde) dil bir karış
    Saygısızca karşılık verenler için kullanılan bir söz.

    *(birine) dil çıkarmak
    Alay etmek, eğlenmek.

    *(birinin) ağzını dilini bağlamak
    Birini konuşamaz duruma getirmek: “O şıllık basmış büyüyü, adamcağızın ağzını dilini bağlamıştı.” -R. N. Güntekin.

    *(birinin) diline düşmek
    Yermek veya alay etmek amacıyla birinin kötü veya yanlış davranışını sürekli söylemek: “Mahallede acubelerin diline düşmekten korkuyorum.” -P. Safa.

    *Dil ağız vermemek
    Ağız dil vermemek: “Çocuk, hâlâ dil ağız vermeden yatıyordu.” -R. N. Güntekin.

    *Dil (diller) dökmek
    Kandırmak, inandırmak veya yararlanmak için tatlı sözler söylemek: “Ninniyi mutlaka söylemesi için ona bir sürü dil döktü.” -O. C. Kaygılı.

    *Dil otu yemek
    Çok konuşmak: “Mütemadiyen gülüp söylüyordum. Hacı Kalfanın ellerini dizlerine vurarak: -Dil otu mu yedin be kızım? diye bir gülmesi var ki…” -R. N. Güntekin.

    *Dil tutmak
    esk. sorguya çekmek için düşman askeri yakalamak.

    *Dil uzatmak
    Bir kimse veya bir şey için kötü söylemek: “Başka ulusların kabahatleri ne olursa olsun, dost ve düşman bize nasıl dil uzatırlarsa uzatsın…” -T. Halman.

    *Dilden düşmez olmak
    Herkes tarafından sürekli tekrar edilir olmak: “Kapsamı iyice belirtilmeyen, gerektiği gibi tanımlanmayan sanat sözü, dillerden düşmez oldu.” -S. Hilav.

    *Dilden düşürmemek
    Sürekli tekrar etmek.

    *Dile (dillere) düşmek
    Hakkında dedikodu yapılmak: “Yâr adını desem olmaz / Düşer dillere dillere” -Erzurumlu Emrah.

    *Dile dolamak
    Bir şeyi veya konuyu sık sık tekrar etmek.

    *Dile gelmek
    1) dile düşmek; 2) konuşma kudreti, yeteneği, olmayan varlık konuşmak, dillenmek, lisana gelmek: “Günlerce elin, dile gelmeyen çocuğunu bağrına basan fabrika sahibine acındı.” -L. Tekin.

    *Dile getirmek
    1) konuşturmak: “Yıllar yılı, bu amaçları devlet adamlarımız, basınımız, sanat âlemimiz dile getirip durmuştur.” -T. Halman. 2) belirtmek, anlatmak, açıklamak, ifade etmek: “Kendi kendime, adlı şiirinde bunu şöyle dile getirir.” -S. Birsel.

    *Dile vermek
    Gizli tutulması gereken bir şeyi açığa vurmak, duyurmak, yaymak.

+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi