Kuranda Tevbe Kavrami Bilgileri - Kuranda Tevbe Kavrami Hakkında - Dinimizde Tevbe Kavrami - İslamiyette Tevbe Kavramı Hakkında

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Kuranı Kerim Bölümünden Kuranda Tevbe Kavrami Bilgileri - Kuranda Tevbe Kavrami Hakkında - Dinimizde Tevbe Kavrami - İslamiyette Tevbe Kavramı Hakkında ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Gülehasret
    Süper Moderatör
    Reklam

    Kuranda Tevbe Kavrami Bilgileri - Kuranda Tevbe Kavrami Hakkında - Dinimizde Tevbe Kavrami - İslamiyette Tevbe Kavramı Hakkında

    Reklam



    Kuranda Tevbe Kavrami Bilgileri - Kuranda Tevbe Kavrami Hakkında - Dinimizde Tevbe Kavrami - İslamiyette Tevbe Kavramı Hakkında

    Forum Alev
    Kuranda Tevbe Kavrami Bilgileri - Kuranda Tevbe Kavrami Hakkında - Dinimizde Tevbe Kavrami - İslamiyette Tevbe Kavramı Hakkında

    Bakara suresi ayet 37
    Derken Adem Rabbinden (birtakım) kelimeler aldı. Bunun üzerine ( da) tevbesini kabul etti. Şüphesiz O tevbeleri kabul edendir esirgeyendir.

    Hz. Adem (a.s.) bu günahına pişman olup 'a yönelerek tövbe etmek istediğinde 'tan bağışlanma dilemek için uygun kelimeler bulamadı. da pişman olduğu için ona acıdı ve ona gerekli sözleri öğretti.
    Arapça tövbe kelimesi "geri dönmek" ve "yönelmek" anlamlarına gelir. İnsana uygulandığında onun isyandan itaate döndüğü anlamına gelir. 'a atfedildiğinde O'nun kuluna yönelip affettiği anlamına gelir.
    Kur'an burada günahın sonuçlarının kaçınılmaz olduğu ve her insanın işlediği günahın cezasını öyle veya böyle çekeceği teorisini reddeder. Bu insanların uydurduğu ve insanlığa zarar veren yanlış teorilerden biridir. Bu teori doğru varsayıldığında insan bir günah işlese artık düzelme ümidini tamamen yitirir demeye gelir. Geçmişte işlediği bir günahtan pişman olsa ve onu düzeltmenin yollarını arasa ve hayatında birçok iyi değişiklikler yapsa da bu teori onu ümitsizliğe boğar:
    Senin için hiçbir ümit yok sonsuza dek suçlusun geçmişte yaptıklarının cezasını çekeceksin. Bunun aksine Kur'an şöyle der: "Bir günahı cezalandırmak veya fazileti mükâfatlandırmak tamamen 'ın elindedir. Eğer iyi bir işten ötürü mükâfatlandırılmışsanız bu sizin iyi davranışınızın doğal bir sonucu değil aksine 'ın lütfudur. O mükâfatlandırıp mükâfatlandırmama konusunda son söze sahiptir. Aynı şekilde bir günahtan ötürü cezalandırılmışsanız bu günahınızın kaçınılmaz bir sonucu değildir. Çünkü cezalandırmaya veya affetmeye kâdirdir. Elbette Hüküm ve Hikmet sahibi olan bu kudretini gelişigüzel kullanmaz; bilâkis kişinin niyetini gözönünde bulundurur. Eğer iyi bir davranışı mükâfatlandırırsa ancak kulunun iyi amelleri kendi rızasını kazanmak için işlediğini gördüğünde mükâfatlandırır. Ve eğer görünürde iyi olan bir davranışı reddederse onun samimi olmadığını bildiği için reddeder. Aynı şekilde bir suçu isyan amacıyla işledikten sonra pişmanlık yerine daha çok suç işleme isteği doğuran bir suçu cezalandırır. Bunun yanısıra kullarının içtenlikle pişman olduğu ve artık daha iyi ameller işlemeye karar verdikleri günahlarını affeder ve rahmetini gösterir. O halde günahların sonucunun kaçınılmaz olduğunu savunan görüşü reddetmek günahkârların düzelmesi için yeni ümit kapılarını açmaktadır. Günahlarını (bir rahip önünde değil Rableri önünde) itiraf edip isyanlarından utanç duydukları isyankâr tutumlarını bırakıp itaatkâr bir tavır takındıkları sürece en büyük günahkârlar ve en azılı kâfirler bile 'ın bağışlamasından ümit kesmemelidirler.


    Bakara suresi ayet 54
    Hani Musa kavmine: "Ey kavmim gerçekten siz buzağıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz. Hemen kusursuzca yaratan (gerçek ilah)ınıza tevbe edip nefislerinizi öldürün: bu yaratıcınız katında sizin için daha hayırlıdır" demişti. Bunun üzerine () tevbelerinizi kabul etti. Şüphesiz O tevbeleri kabul edendir esirgeyendir.

    "Hani Musa kavmine dedi ki; "Ey kavmim sizler buzağıyı ilâh edinmekle kendinize zulmettiniz. Gelin yaratıcınıza tevbe edin ve nefislerinizi öldürün. Yaratıcınız katında bu sizin için hayırlıdır."

    "Nefislerinizi öldürün". Yani içinizdeki itaatkârlar asileri öldürsün. Bunu yapan hem asiyi ve hem de kendini arındırmış olur. Bu ağır kefaret ile ilgili rivayetler olayı böyle anlatır. Gerçekten ağır ve uygulaması son derece zor bir yükümlülük. Kardeşin kardeşi öldürmesi... İnsanın gönüllü olarak kendi kendini öldürmesi gibi birşey. Fakat bu kefaret biçimi her türlü kötülüğe balıklama dalan hiçbir yasaktan kaçınmayan sözkonusu sefil ve perişan karakter için gerekli bir uslandırma yola getirme metodu oluyor. Eğer onlar yasaktan kaçınsalardı peygamberleri gözlerden kaybolunca buzağıya tapmazlardı. Madem ki sözle kötülükten el çekmiyorlardı zor kullanılarak kötülükten alıkonsunlar uslanmalarını sağlayarak bu yolla kendilerine yararlı olacak sözkonusu ağır fidyeyi ödesinlerdi.


    İşte o anda yani isyanlarından arınmalarından sonra yüce 'ın rahmeti kendilerine yetişiyor:

    " da tevbenizi kabul etti. Hiç kuşkusuz O tevbeleri kabul edendir ve merhametlidir."

    Fakat yahudi aynı yahudidir. Katı kalpliliği maddeci zihniyeti ve gayb sızmalarına kapalı his dünyası bakımından her dönemin yahudisi aynıdır





  2. 2
    SALİHA
    Bayan Üye

    Cevap: Kuranda Tevbe Kavrami Bilgileri - Kuranda Tevbe Kavrami Hakkında - Dinimizde Tevbe Kavrami - İslamiyette Tevbe Kavramı Hakkında

    Reklam



    Peygamberlerin tevbeleri ve diğer tüm insanların tevbelerinin kabul edileceğine dair ayeti kerimeler bulunmaktadır. Allah tevbe edenleri sevdiğini buyurmaktadır.







+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi